Okumadan geçme ama önce Hisset


Sevilmeyi bekleyen bir çocuğun çaresizliği var içimde.
Sadece oyun oynarken onu sevgiyle izleyecek birilerini arayan
Çocukluğunu çok sevip de çocukluğuna doyamadan büyüyen bir çocuk.
Büyümenin üstünde bir hastalıkmış gibi bakıldığı bir çocuk. “Neden büyüyorsun “ der gibi.
Büyümenin hastalık olduğunu düşünüp büyüdükçe sevilmeyeceğini düşünen çocuk ...
Güzel olduğu, uslu durduğu ya da akıllı olduğu için değil. Sadece var olduğu için “iyiki varsın “ denilmesini istiyor.
Hayalleri ve oyuncakları kırılmış bir çocuğun satırları bunlar, okumadan geçme ama önce hisset.
Kırılan en sevdiğin oyuncağını kıran çocuğu hatırlıyor musun? Aklımdan çıkmıyor, gerçekten çıkmıyor. Biliyor musun o benim sevildiğimi hissettiğim tek oyuncağımdı. Başka yok...
Size kırılan oyuncağımı anlatmak için yazmıyorum tabi. Etrafımızda oyuncak kırar gibi kalp kıran insanların canını yakan, yetmeyip eziyet eden milyonlarca insan varken benim oyuncağım ne ki.
Bir çocuk sadece sevilmeyi ister, size göre çocuğun aklı fikri oyuncaktadır. Bağıra bağıra ağlayarak sizden o oyuncağı istemesinin altında sizden ilgi görmek istediği zamanlardaki kurgınlıkları var. Bırak ağlasın, sus deme, bağırma, çocuğuna vurma! Geçen yine bir çocuk gördüm ağlarken ağzına tokadı yiyen... O çocuğa tokat atıyorsun ya o tokadı keşke kendine atsaydın. Bağırmak,kızmak ya da vurmak bir anda gelen basit davranışlar...” Ama yıkılan duvarları yeniden inşa etmek bir ömür alıyor” bil istedim. Bir çocuğun iç sesi bunlar, belki senin çocuğun belki sokaktaki bir çocuk belki de içindeki çocuk...

Yorumlar

Popüler Yayınlar